#EURO2016 blogu: Forza İtalya, Afar İzlanda!

Avrupa Futbol Şampiyonası'nda ikinci turda en çok merak ettiğim maç için Paris'te Stade de France'dayım. Son iki turnuvanın şampiyonu İspanya, 88 sene (1920-2008) yenememesi sonrası son yıllarda üstünlük sağlamaya başladığı İtalya karşısında.

Merakla beklenen maç sağanak yağmur altında başlıyor. Stadın üstü kapalı olsa da rüzgarın getirdiği yağmur sonrası önümdeki bazı taraftarlar maçı ayakta seyretmeyi tercih ediyor.

İlk yarıda tam bir İtalya fırtınası var. İspanyol milli takımının eski yıldızlarından Xavi'nin "En çok korktuğum takım İtalya" sözünün ne kadar doğru olduğu ortaya çıkıyor. İtalya öne geçmekle kalmıyor, İspanya'yı neredeyse sahadan siliyor. De Gea'nın müthiş kurtarışları olmasa maç ilk yarıda bitecek zaten.

Telif hakkı Getty

Maçtan önce Juventus'tan takım arkadaşlarının "Miğferini giyip gelsin!" dediği İspanya'nın santraforu Morata hiçbir varlık gösteremiyor, çaresizlikten sol açığa çekiliyor.

İspanya ikinci yarıda pozisyona giriyor ama İtalya Teknik Direktörü Antonio Conte'nin oyun planı büyük oranda kusursuz işliyor. İtalya'ya 2-0'lık galibiyeti getiren Pelle'nin golü sonrası, maç boyu tepkileriyle beni eğlendiren İtalyan taraftarlar adeta sevinçten çıldırıyor.

Karşılaşmadan önce "Hiçbir şey imkansız değil" demişti Conte. Turnuvanın şu ana kadar en iyi teknik direktörü bence. Cumartesi günü oynanacak Almanya-İtalya karşılaşması da turnuvanın maçı olmaya aday.

Maçtan sonra soluğu Stade de France yakınlarındaki restoranlardan birinde alıyorum. İngiltere-İzlanda maçı var. Doğrusu planım devre arası yakındaki otelime dönmek. Ama o ilk 20 dakikadan sonra mümkün mü?

İzlanda, Rooney'nin penaltı golüne hemen yanıt veriyor, kaleci Hart'ın büyük hatası ile öne geçiyor, devreyi önde kapatıyor, daha net pozisyonlara giriyor, sahada da çok daha organize...

Telif hakkı Getty

Maçtan önce favorim tabii ki İngiltere. Ancak ilk devreyi gördükten sonra, "İngilizler ikinci devrenin ilk 15-20 dakikasında gol atamazlarsa strese girer ve kesin yenilirler" diyorum içimden. Öyle de oluyor.

Turnuva boyunca tercihleriyle beni şaşırtan İngiltere Menajeri Roy Hodgson'ın istifası normal. İngiltere, 1950 Dünya Kupası'nda Belo Horizonte'de ABD'ye 1-0 yenilip elenmesinden bu yana bu kadar küçük düşmemişti.

Telif hakkı Getty

Fransa'da birçok ülke taraftarı da, Birleşik Krallık'ın referandumda Brexit (AB'den ayrılma) kararı alması ile maçtan önce İzlanda saflarına geçmişti zaten. Maç sonrası Stade de France'ın bitişiğindeki bir bardaki partide coşkuyla kutlandı İngiltere'nin elenmesi...

İzlanda Başbakanı Sigurour Ingi Johannsson maçtan önce İngiltere'yi yenmeleri halinde bugünü resmi tatil ilan edebileceklerini söylemişti. Acaba Pazar günü ev sahibi Fransa'yı eleyebilirlerse ne yapacak?

Turnuvaya iki gün ara verilirken bana da son iki çeyrek finalisti gönülden tebrik etmek düşüyor:

Forza İtalya, Afar İzlanda!