Gazetecilik

  1. Musa Anter ölümün 29. yılında mezarı başında anıldı

    Hatice Kamer

    BBC Türkçe, Diyarbakır

    anma

    Bugün Kürt gazeteci ve yazar Musa Anter’in 29. ölüm yıl dönümü.

    Bu yıla kadar her yıl silahlı saldırıya uğradığı Diyarbakır’da ve mezarının olduğu Nusaybin’in Akarsu Köyü’nde anma programı gerçekleştirilirken bu yıl Mardin Valiliği, Musa Anter anmasını gerekçe göstererek kent ve ilçelerini kapsayacak şekilde 15 günlük eylem ve etkinlik yasağı ilan etti.

    Valilik yasak için gerekçe olarak “PKK/KCK terör örgütü ve muzahir şahıslar tarafından Mardin/Nusaybin/Akarsu bucağındaki mezarı başında ve olay yerinde anma etkinlikleri düzenlenmesini” gösterdi.

    Eski Adalet Bakanı Mehmet Topaç’ın 1994’de uğradığı silahlı saldırıya da yer veren Mardin Valiliği, yasaklama kararında eylem ve etkinliklerin koronavirüs salgının bulaş riskini arttırdığı için kamu düzeninin korunması, kamu sağlığının korunmasının hedeflendiği belirtti.

    Diyarbakır’da vurulduğu yerdeki anmanın ardından, Valilik’in yasak kararına rağmen mezarı başında yapılan anmaya herhangi bir engel çıkartılmadı.

    HDP milletvekilleri ve gazetecilerin katıldığı anma programında Musa Anter’in hayatından kesitler anlatıldı ve Davası’nın dokuz ay sonra zaman aşımından düşeceği hatırlatıldı.

    Ne olmuştu?

    Musa Anter 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da katıldığı bir imza programının ardından, siyasetçi Orhan Miroğlu’yla birlikte Seyrantepe Mahallesi’ndeyken uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Orhan Miroğlu da ağır yaralandı.

    Katilin kimliği tespit edilmedi, cinayetin JİTEM tarafından gerçekleştirildiği öne sürüldü.

    Abdülkadir Aygan, İtirafçı adındaki kitabında Musa Anter’i öldürenin Hamit Yıldırım olduğunu yazdı Dosyasının zaman aşımına uğramasına 3 ay kala Hamit Yıldırım, Diyarbakır Savcılığı’nın talimatıyla 29 Haziran 2012 tarihinde tutuklandı.

    Tetikçi olmakla suçlanan Hamit Yıldırım, "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım, Abdulkadir Aygan ve Emekli Albay Savaş Gevrekçi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen Musa Anter davasının iddianamesi ise 5 Temmuz 2013 tarihinde kabul edildi.

    Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri kapatılınca Musa Anter davası Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşındı ve 23 Aralık 2014’ten itibaren JİTEM Ana Davası ve Musa Anter dosyası birleştirildi.

    8 yıldır devam eden davada Mehmet Eymür, Veli Küçük, Ünal Erkan gibi önemli isimler tanık olarak dinlendi.

    26 Eylül 2016’da SEGBİS ile ifade veren emekli tuğgeneral Veli Küçük dönemin İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli ve dönemin Jandarma Genel Komutanı Burhanettin Bigalı’nın kendisini Ankara’ya çağırarak devletin kırsalda istihbarat eksiği olduğunu, yerel istihbarat birimlerini Ankara’dan idare edecek bir birime ihtiyaç duyulduğunu, bunun üzerine Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’nın kurulduğunu ve 1990-Haziran 1991 tarihleri arasında komuta ettiği bu birimin lağvedilmesi ile görevinin sonlandığını söylemişti.

    Küçük, JİTEM yapılanmasının var olmadığını da öne sürdü.

    Musa Anter davasının tek tutuklu sanığı olan Hamit Yıldırım ise 5 yıllık tutukluluk süresi dolduğu gerekçesiyle 28 Haziran 2017’de tahliye edildi.

    14 Kasım 2018 tarihinde görülen duruşmada eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin tanık olarak dinlendi ve 1995 yılında Iğdır İl Jandarma Komutanı'nın Yeşil’i, "Terörist avında başarılıdır" diyerek kendisiyle de tanıştırdığını söyledi.

    Pekin, devletin gizli servisleri adına çalışan meçhul unsurlar olduğunu, bu tür kişilerin suikastlar ve infazlar için kullanıldığını, Yeşil’in de devlet adına işler yaptığını dile getirdi.

    Dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan da 25 Eylül 2019 tarihindeki duruşmaya katıldı ancak JİTEM’e ilişkin sorulara yanıt vermedi.

    7 Temmuz’da 29. duruşması görülecek Musa Anter davasında bu kez karar verilip verilmeyeceği bekleniyor.

    Dosya bir karara bağlanmazsa, 9 ay sonra zaman aşımından düşecek.

    Musa Anter
    Image caption: Musa Anter
  2. Sarah Rainsford

    Sarah Rainsford, vizesinin Rusya tarafından yenilenmemesi sonrası ülkeden ayrıldı. Rusya, Rainsford'ın "ulusal güvenlik için tehdit oluşturduğunu" iddia etmişti. BBC Genel Müdürü Tim Davie, Rusya'nın kararı için, "Medya özgürlüğüne doğrudan saldırıdır ve bunu koşulsuz kınıyoruz" dedi.

    Daha fazla bilgi
    next
  3. Opera sanatçısı ve BirGün yazarı Güvenç Dağüstün, Kadıköy'deki konserinin ardından saldırıya uğradı

    Güvenç Dağüstün

    Opera sanatçısı ve BirGün gazetesi yazarı Güvenç Dağüstün, Kadıköy’de verdiği konserinin ardından fiziksel saldırıya uğradı.

    Dağüstün, daha sonra Twitter’da yaptığı paylaşımda “darp raporu aldığını ve karakolda ifade verdiğini, durumunun ise iyi olduğunu” söyledi.

    Sanatçı, saldırganların kim olduğunu bilmediğini de ekledi.

    View more on twitter

    BirGün'e konuşan Dağüstün'ün avukatı Serkan Günel, saldırganların "Bu bu vurun" diyerek yumruk ve tekmelerle sanatçıya saldırdığını söyledi.

    Günel özel güvenliğin olay yerine gelmesiyle saldırganların kaçtığını belirtti.

    Twitter'da pek çok sanatçı ve siyasetçi de Dağüstün'e geçmiş olsun dileklerini iletti.

    Opera sanatçısı Güvenç Dağüstün ve piyanist Burçin Büke, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında Kadıköy Belediyesi'nin organize ettiği konserde Özgürlük Parkı’nda sahne almıştı.

    BirGün gazetesinin bir diğer yazarı Erk Acarer de, 7 Temmuz'da Almanya'daki evinde bıçaklı ve yumruklu saldırıya uğramıştı.

  4. Karnie Sharp

    BBC Dünya Servisi

    Kabil

    Afganistan'da Taliban ile hükümet güçleri arasındaki çatışmalar şiddetle devam ediyor. Bölgede çalışan gazeteciler ise büyük zorluklarla karşılaşıyor. BBC Dünya Servisi'nden Karnie Sharp, başkent Kabil'de çalışan iki gazeteciyle konuştu.

    Daha fazla bilgi
    next
  5. Tarık Demirkan

    Budapeşte

    Yasa tasarısı günlerdir Polonya'da protesto ediliyor

    Polonya parlamentosu, yabancı medya kuruluşlarının faaliyletlerini kısıtlayacak yeni basın yasa tasarısını onayladı. Ülkede muhalif yayın yapan Amerikan kökenli TVN24 medya grubu da bu yasayla birlikte lisans alamayabilir. ABD Dışişleri Bakanı Blinken ise yasanın Polonya'daki gelecekteki yatırımları tehlikeye atabileceği konusunda uyardı.

    Daha fazla bilgi
    next
  6. RTÜK: Mesajımız sansür değil, kanun maddelerinin ve yayıncılık etik ilkelerinin hatırlatmasıdır

    logo

    Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yayıncılara gönderilen yazı için "RTÜK’ün yayıncı kuruluşlarla teması doğaldır ve bu ilişkiler görevleri arasındadır. RTÜK Başkanlığı, Yasanın verdiği yaptırım yetkisinden önce yayıncı kuruluşlarla diyalog halinde yayınlardaki eksikleri istişare etmektedir. Gerekli hallerde uyarılar doğrudan muhatap Genel Yayın Yönetmenine iletilmektedir" dedi.

    Açıklamada "Bugün ülkemizdeki yayıncı kuruluşlara ilettiğimiz mesaj yayıncı kurumların tepe yöneticilerine “kişiye özel” olarak gönderilmiştir. Mesaj, diyalog çabamızın bir parçası olarak gizli ve saklı olmayan ilgili Kanun maddelerinin ve yayıncılık etik ilkelerinin hatırlatmasıdır." denildi ve 'RTÜK'ün medya kuruluşlarını, tarafların imza altına aldığı 'Yayıncılık Etik İlkeleri' çerçevesinde uyarması kadar doğal bir şey olmadığı" vurgulandı.

    "Bu ilkeler konusunda hassas davranılmasını istemek ve ikazda bulunmanın da yayıncılık alanını düzenleme ve denetleme görevi olan RTÜK’ün sorumluluğu olduğu" savunuldu.

    Açıklamada "Görsel-İşitsel Yayıncılık Etik İlkeleri”nin yayıncıların ortak imzasıyla kabul edildiği belirtildi ve 20 maddeden oluşan ilkeler de sıralandı. Açıklama şöyle devam etti:

    'Asla tehdit değildir'

    “Görsel-İşitsel Yayıncılık Etik İlkeleri”nin 15. Maddesi yani “Savaş, terör amaçlı saldırı, doğal afet ve benzeri olağanüstü durumların ortaya çıkardığı kriz zamanlarında sağduyulu ve sorumlu davranmak; toplumda korku ve infial oluşturabilecek yayınlardan kaçınmak” bölümü tüm yayıncılarımız tarafından kabul görmüş ve imzalanarak kayıt altına alınmıştır. Hal böyleyken bu hatırlatmaları yapmayı, farklı yerlere çekme çabalarını art niyet olarak görüyoruz."

    Açıklamada "Kişiye özel gönderilen mesaj içeriği de bazılarının dediği gibi asla bir tehdit değildir. Bunun sansür olarak anlaşılması ilginçtir" de denildi.

  7. Türkiye Gazeteciler Sendikası: Yangını söndürmek yerine sansürlemek peşinde koşmanın kimseye faydası yoktur

    RTÜK mektubu

    Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) yayıncılara yolladığı "uyarı mektubu" için "Yangını söndürmek yerine sansürlemek peşinde koşmanın kimseye faydası yoktur." dedi.

    TGS'den yapılan açıklamada "Yayın ilkelerini hiçe sayan' medya kuruluşlarına 'en ağır cezaların' verileceğini duyuran RTÜK, editoryal bağımsızlığa açıkça müdahale etti" denildi.

    Açıklamada "Görev tanımının dışına çıkarak RTÜK’ü bir sansür mekanizması gibi çalıştıran RTÜK Başkanı, TV kanallarını tehdit ederek suç işlemektedir. Habercilik engellenirse dezenformasyon artar ve asıl o zaman provakasyon için uygun ortam oluşur. Yangını söndürmek yerine sansürlemek peşinde koşmanın kimseye faydası yoktur" ifadeleri yer aldı.

    TGS'nin açıklamasında sahada çalışan gazetecilerin hedef gösterilmesi ve darp edilmesinin de kabul edilemeyeceği, gazetecilere yapıaln saldırının kınandığı belirtilirken "faillerin hukuk önüne çıkartılmasını talep ediyoruz" denildi.

  8. Daphne Caruana Galizia

    Maltalı araştırmacı gazeteci Daphne Caruana Galizia'nın 2017'de bir suikast sonucu öldürülmesiyle ilgili soruşturmada, gazetecinin yaşamının risk altında olduğunu görüp gerekli önlemleri almadığı için ölümünden devlet sorumlu bulundu.

    Daha fazla bilgi
    next