Diyarbakır

  1. İçişleri Bakanlığı: Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ndeki atamalar hiçbir ayrım gözetilmeden yapıldı

    Hatice Kamer

    BBC Türkçe, Diyarbakır

    diyarbakır büyükşehir beldiyesi

    İçişleri Bakanlığı, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun soru önergesine verdiği bir yanıtta Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ndeki atamaların hiçbir ayrım gözetilmeden yapıldığını söyledi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu idare başkanlarına görev yaptıkları kadroları ile verilen diğer görevleri karşılığında yapılan ödemelerin mevzuata uygun olduğu bildirdi.

    Türkiye genelinde toplam 49 belediyeye başkan vekili görevlendirmesi yapıldığını belirten Bakan Soylu, altı ay sonra cevapladığı soru önergesindeki diğer soruları ise yanıtsız bıraktı.

    CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne atanan kayyumla birlikte bürokratların neredeyse tamamına yakının il dışından getirilerek görevlendirildiği iddialarını 25 Mart tarihinde soru önergesiyle Meclis gündemine taşımıştı.

    Tanrıkulu, İçişleri Bakanlığı'na sunduğu önergede belediyedeki daire başkanlarının hemen hiçbirinde Diyarbakır'dan bürokratların olmadığı, daha önceki görevlerinde 5-6 bin TL arası maaş alan bu kişilerin, Diyarbakır'a geldikten sonra birkaç görev birden aldıkları, yönetim kurulu üyeliğine getirilerek 20-30 bin TL arası maaş aldıkları iddialarına yer verdi.

    İstanbul, Kocaeli, Antalya gibi şehirlerden getirilen bu bürokratların bazılarının eş ve çocuklarına da belediyeye ait şirketlerde iş imkanı sağlandığı iddialarının basına yansıdığını belirten Sezgin Tanrıkulu, bakanlığın bu iddiaları yanıtlanmasını istedi.

    CHP Milletvekili, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne kayyum atandıktan sonra 26 Ocak 2021 tarihine kadar toplam kaç kişinin hangi şehirlerden hangi görevle atandığının yanıtlanmasını da istedi.

    Tanrıkulu ayrıca 26 Ocak 2021 tarihi itibariyle kaç HDP'li belediye kayyum atandığını, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne atanan bir önceki kayyumun kaç görevde bulunduğunu ve bahse konu görev tarihi boyunca aldığı maaşın tutarının kaç TL olduğunu da sorularına ekledi.

  2. Hatice Kamer

    Diyarbakır

    Seyrantepe'de yıkılan okulun bulunduğu alan çocukların oyun alanı oldu.

    Elazığ depreminden etkilenen Diyarbakır'da yıkılan okulların yerine yenileri henüz yapılmayınca binlerce çocuk kilometrelerce uzaklıktaki okullara gitmeye zorlandı. Aileler ve öğretmenler bu durumun eğitime devamda sıkıntılar yaratacağı endişesinde. Hatice Kamer'in haberi.

    Daha fazla bilgi
    next
  3. Hatice Kamer

    Diyarbakır

    TOPLANTI

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, son altı ayda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görülen hak ihlalleri hakkında hazırladıkları raporu basın açıklamasıyla paylaştı.

    Daha fazla bilgi
    next
  4. Diyarbakır'da 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

    diyarbakır

    Kandilli Rasathanesi verilerine göre merkezüssü Diyarbakır'ın Ergani ilçesi olan 4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

    Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi Başkanlığı'nın aktardığına göre, deprem saat 11.44'te ve yerin 13,80 kilometre derinliğinde oldu.

    Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda depremin çevre illerde de hissedildiği bildirildi.

    View more on twitter
  5. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Diyarbakır Cezaevi’ni kapatıp kültür merkezi yapacağız

    erdoğan

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır Cezaevi’nin kapatılacağını ve kültür merkezine dönüştürüleceğini açıkladı. Erdoğan ayrıca, "Çözüm sürecini biz sonlandırmadık" dedi.

    Diyarbakır ziyareti sırasında konuşan Erdoğan “Geçmişte uzun bir dönem adı zulümle, işkenceyle, insanlık dışı muameleyle anılan Diyarbakır Cezaevi’ni boşaltıyor ve kültür merkezi olarak sizlerin hizmetine sunuyoruz. Adalet Bakanlığımız bu konuyla ilgili gerekli hazırlığı yapıyor” dedi ve ekledi:

    “Böylece Diyarbakır’ın hafızasındaki bir kötü anıyı ortadan kaldırmış oluyoruz. Şehrimize hayırlı olsun.”

    "KCK, PKK, PYD, HDP'siyle hep birlikte benim Kürt kardeşlerimin iliğini sömüren bu çete, son bin yıldır bu bölgenin, bu halkın başına gelmiş en büyük musibettir" diyen Erdoğan "Çözüm sürecini biz başlattık ama, sonlandıran biz olmadık. Süreci bunların art niyeti, gizli gündemleri sonlandırdı." diye konuştu.

    Erdoğan şöyle devam etti;

    "Hukuk ve ekonomi reformlarımızla, hak ve özgürlük açılımlarımızla, aynı çizgide yolumuza devam ediyoruz. HDP'nin İstanbul ve diğer şehirlerde CHP'ye verdiği desteğin nedeni ideolojik akrabalıktır. Utanmadan, sıkılmadan, yüzleri kızarmadan hala 'barış, kardeşlik, hukuk, demokrasi' diyorlar. Siz bu kavramları en son ağzına alacak kişilersiniz ey HDP.Dün akan kanı sürdürmek için çözüm sürecini baltalayanlar şimdi CHP ile iş birliği yapıyor. Tek dertleri var, o da Erdoğansız, AK Partisiz bir Türkiye"

  6. Diyarbakır’daki sivil toplum örgütlerinden halka aşılanma çağrısı

    Hatice Kamer

    BBC Türkçe, Diyarbakır

    açıklama

    Diyarbakır’daki sivil toplum örgütleri, aşılanma oranının düşük olduğu kentte daha fazla kişinin aşılanması için çağrı yaptı.

    49 milyon 414 bin 659 kişinin aşı olduğu Türkiye’de aşı oranı en az olan iller Güneydoğu Anadolu’da Diyarbakır, Şanıurfa, Mardin, Batman,Şırnak; Doğu Anadolu’da Muş, Bitlis ve Ağrı illeri.

    Bu illerde aşılama yüzde 20 oranında ve aşılama haritasında sarı renk kategorisinde yer alıyor.

    Diyarbakır’da da şehrin en işlek yerlerine aşı çadırları kurulmasına rağmen aşıya gösterilen ilgi düşük.

    Bugün bir araya gelen Diyarbakır Tabip Odası, Sağlık Emekçileri Sendikası, Ticaret ve Sanayi Odası gibi sivil toplum kuruluşları aşıların güvenli olduğunu söyledi ve halka aşılarla ilgili yayılan asılsız söylentilere inanmama çağrısında bulundu.

    Ortak açıklamayı okuyan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Doktor Elif Turan, ‘’Aşılananlarda hastalık çok daha hafif geçmektedir. Bilimsel çalışmalar aşının hastalığı kötü geçirme ihtimalini büyük oranda ortadan kaldırdığını göstermiştir. Buna bir örnek de ülkemizdeki sağlık çalışanlarının pandemide yaşadıkları ile gösterilebilir” dedi ve ekledi:

    “Aşılama öncesi bir yılda 400 e yakın sağlık çalışanı hayatını kaybetmiştir. Toplumda hastalığın azaldığının düşünüldüğü zamanlarda dahi sağlık çalışanları Covid ile arşılaşmaya devam etmektedir. Aşılama sonrasında bu dramatik süreç kırılmıştır. Bu ölümlerin büyük çoğunluğunun aşılama ile durdurulabilir olduğu görülmektedir.”

  7. Diyarbakır Barosu’nun hazırladığı Afgan Düzensiz Göçmenler Raporu’nda neler var?

    Hatice Kamer

    BBC Türkçe, Diyarbakır

    göçmenler

    Diyarbakır Barosu, Diyarbakır’a kadar yürüyerek gelen düzensiz Afganistan göçmenleriyle ilgili bir rapor hazırladı.

    Son zamanlarda Afganistan’da iç savaş nedeniyle göç eden ve çoğu genç erkeklerden oluşan düzensiz Afgan göçmenlerinin, Afganistan’dan, İstanbul’a günlerce süren uzun yürüyüşün duraklarından biri de Diyarbakır.

    Otogardan İstanbul’a araçlarla gitmek isteyen çoğu Afgan, yolun bu bölümünde cebindeki paranın çoğunu tüketmiş oluyor.

    Diyarbakır otogarı ve çevresinde büyük umutlarla bekleyen ve son zamanlarda sayıları giderek artmaya başlayan düzensiz göçmenlerin durumu ise son aylarda şehrin gündeminde.

    Düzensiz göçmenler basına konuşmaktan çekinseler de, yaşadıkları insani sorunları Diyarbakır Barosu’yla paylaştılar.

    Baro bu görüşmeleri bir raporda bir araya getirdi.

    Rapor için 15 kişilik dört Afgan grubu, Diyarbakır otogar içinde ve çevresinde bulunan esnaf, Otogar Yönetimi, Diyarbakır İl Göç İdaresi, Kızılay Diyarbakır Şubesi ile görüşen Diyarbakır Barosu, bir basın açıklaması yaptı.

    Raporun paylaşıldığı basın açıklamasını Avukat Baver Mızrak’ın yaptı.

    Afganistan’da iç savaş nedeniyle göç eden insan sayısının son zamanlarda çok arttığı ifade eden Mızrak, görüşmecilerin, Afganistan’da devlet ile Taliban arasındaki savaşta Taliban ve Afganistan Devleti tarafından savaşa zorlandıklarını, orda kalmaları durumunda öldürülme tehlikelerinin olduğunu, ülkenin birçok yerinde bombalı saldırıların olduğunu, bu sebeple ülkelerinden ayrılmak zorunda kaldıklarını, bu şartlar altında Afganistan’a dönmek istemediklerini beyan ettiklerini söyledi.

    Baronun görüştüğü ilk grup, yaklaşık 20 gün önce İstanbul’a gitmek için yola çıkmış ve bunun için göçmen kaçakçılarıyla kişi başı 800 dolar karşılığında anlaşmışlar.

    Afganistan’dan çıkarken herhangi bir engellemeyle karşılaşmayan grup, İran üzerinden Van’a giriş yapmışlar. Tatvan’a kadar olan yolun bir kısmını araçlarla, bir kısmını da yürümüşler. Tatvan’dan Diyarbakır’a gelmek için 15 gün boyunca yürüyen göçmenler, yola uzak olmayan dağlık bölgelerde uyumuş, yıkanma ihtiyaçlarını karşılayamamış, besin, yemek ve su ihtiyaçlarını da vatandaşların yardımlarıyla giderebilmişler.

    Yol boyunca birkaç defa kolluk güçleri tarafından durdurulduklarını baro üyelerine anlatan grup, herhangi bir engellemeyle karşılaşmadıklarını anlatmışlar.

    Avukat Baver Mızrak, göçmenlerin, kaçakçıların kendilerini Diyarbakır Otogarı’ndan alacaklarını söylediklerini, paralarının kalmadığını, bilet de alamadıkları için ne yapacaklarını bilemez halde beklediklerini söylediklerini aktardı.

    Baroya konuşan düzensiz göçmenler, İstanbul’da tanıdıkları düzensiz göçmenlerin olduğunu, orda iş arayacaklarını, ortalama 3000 TL’ye iş bulabileceklerini, kazanacakları parayı da Afganistan’da kalan ailelerine göndermek istediklerini ifade etmişler.

    Baro aracılığıyla bu süreçte insanca yaşam koşulların sağlanması talebini dile getiren göçmenlere her gün yenileri ekleniyor.

    Rapora göre, Türkiye’ye göç eden düzensiz Göçmenler, çoğunlukla İstanbul’u tercih ediyor. Bunun nedeninin ise daha önceden benzer süreçlerden İstanbul’a varıp çalışabilmiş kişilerden aldıkları cesaret ve İstanbul’da iş imkanlarının olduğu yönündeki teşvikler.

    Baronun görüştüğü ilk grup, yaklaşık bir ay önce Afganistan’dan çıktıklarında, 100 kişilik bir kadın grubunun da ülkeden ayrılmak istediğini, çoğu çocuklu olduğu için kötü yol şartları nedeniyle dönmek zorunda kaldıklarını dile getirmişler.

    Görüşmeciler, yol boyunca soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalandıklarını, tedavi için herhangi bir hastaneye gidemediklerini bu yüzden hastalığın geçmesi için bir süre beklemek zorunda kaldıklarını da baro yetkililerini anlatmış.

    Avukat Mızrak, gruptakilerden Esedullah isimli kişinin İran-Türkiye sınırında fark edildiklerinde üzerlerine silahla ateş açıldığını söylediğini aktardı:

    “Bugüne kadar sınır bölgelerinden geçmek zorunda kalan kişilere açılan silahlı ateşler sonucu öldürüldüklerini, kendi akrabalarından 2 kişinin bu şekilde öldürüldüğünü, yakalanan göçmenlerin de darp edildiklerini beyan etmiştir. Ayrıca Van’da 25-26 yaşlarında bir göçmenin intihar ettiğini duyduğunu ifade etmiştir. Yürümekten dolayı ayaklarının yara içinde kaldığını belirtmiştir.”

    Baronun görüştüğü düzensiz göçmenlerin çoğu, İran’dan Tatvan’a kadar üç gün yol yürüdükleri ve bu süre boyunca hiç beslenemediklerini anlatmış.

    Yol boyunca polis ve askerlerle karşılaştıklarını anlatan göçmenler, herhangi bir şekilde engellenmediklerini hatta kolluk görevlilerinin kendilerine taksi bulmaya çalıştıklarını da ifade etmişler.

    göçmenler

    Kadın göçmenlerin en temel sorunu 'hijyen ve sağlık'

    Baronun görüştüğü üçüncü grupta çocuklar ve kadınlar da var. 12 Haziran sabahı Diyarbakır otogarına varan bur grupta yer alan Süble adındaki 35 yaşındaki kadın, 7, 12 ve 14 yaşında üç çocuk annesi. Eşinin şoför olduğunu, doğduğundan beri savaş ortamında yaşamak zorunda kalan Süble, savaşın artması ve güvenli alanların olmamasından dolayı ailesi ile beraber buraya gelmek zorunda kaldıklarını anlatmış.

    Avukat Baver Mızrak’ın anlatımıyla Süble, yaşadıklarını şu şekilde ifade etmiş.

    “Yoldayken iki gün boyunca durmadan yürümüşler, yürümekten ayakları su toplamış, vatandaşlar yemek konusunda onlara yardım etmiş. Süble hasta oluğunu için çalışamayacağını ama eşinin iş bulmasını ve çocuklarını okumasını istediğini söyledi. Görüşme yaptığımız güne, saat 11:00’da kendilerini İstanbul’a götürecek kaçakçıyı bekliyorlardı ama kaçakçı telefonlarına cevap vermiyordu.”

    Baronun görüştüğü bir diğer kadın da 27 yaşında olan beş yaşında küçük bir çocuğa sahip olan Nadiye. Afganistan’da temizlikçi olarak çalışan Nadiye, eşiyle birlikte İstanbul’a gitmek ve orada çalışmak istiyor.

    Nadiye’nin eşi Cafer de onları İstanbul’a götürecek kaçakçıya ulaşamadığını anlatmış. Cafer, eşi ve çocuğuyla dört ay İran’da kaldıklarını, mezhep farklılığı nedeniyle ayrımcılığa uğradıklarını, kimi zaman şiddete maruz kaldıklarını, bu yüzden insani yardım alamadıklarını, maruz kaldıkları kötü muameleler nedeniyle İran’dan ayrılmak zorunda kaldıklarını aktarmış.

    Baro, kadınların yol boyunca başta hijyen olmak üzere yaşadıkları birçok sıkıntıya da raporunda yer verdi.

    “Kadın pedi, ağrı kesici ve ihtiyaçları olan ilaçları yanlarına aldıklarını, bunların bitmesi durumunda kendilerinin temin etmeye çalıştıklarını beyan etmişlerdir. Regl döneminde petleri biten kadınların yer bezi olarak kullandıkları bezleri kullanmak zorunda kalmışlar. Hamileliğin önüne geçmek için cinsel ilişkiden uzak durduklarını, nitekim duş alamadıkları için temizlenemedikleri ve dolayısıyla yıkanamadıkları için dini inançları gereği de cinsel ilişkiden uzak durduklarını ifade ettiler.”

    Sınırda ölenler

    Baronun görüştüğü dördüncü grup ise, Irak’ın Süleymaniye kentinden İran’a geçen ve İstanbul’a gitmek isteyenlerden oluşuyor. Bu grup, Türkiye –İran sınırındayken Türkiye tarafından açılan silahlı ateş sonucu Pakistanlı bir gencin öldürüldüğünü baro yetkililerine aktarmış.

    Otogar esnafı ile yapılan görüşmelere de yer veren baro, düzensiz göçmenlerin iki yıldır Diyarbakır’ı geçiş güzergâhı olarak kullandığını, bir yılda artan sayının, son üç ayda katlanarak devam ettiğine dikkati çekmişler.

    Ramazan ayında Belediye ve Kızılay’ın göçmenlere yemek dağıttığını belirten esnaf, bunun dışında insani yardım ve temel ihtiyaçlar konusunda göçmenlere herhangi bir yardımın yapılmadığını da eklemiş.

    Göç İdaresi ‘’Düzensiz göçmenlerin ihtiyacın karşılanmasında yetkili değiliz’’

    Diyarbakır Göç İdaresi ile bir görüşen Diyarbakır Barosu, yetkililerinDiyarbakır Otogarında bulunan göçmenlerin düzensiz göçmen için temel ihtiyaçlarının karşılanması konusunda yetkili olmadıklarını ifade ettiklerini raporunda belirtti:

    “Uluslararası sözleşmeler kapsamında il göç idaresinin düzensiz göçmenlerden kadın-çocuk-yaşlı ve ailelerin uluslararası koruma statülerine ilişkin başvurularının alındığını, bu kapsamda Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı ile ortak çalışıldığını, diğer düzensiz göçmenlere ilişkin ise geri gönderme kapsamında, bulundukları ülkelerin konsoloslukları ile birlikte sınır dışı etme sürecini yürüttüklerini belirtmiştir.”

    Baro, geri gönderme işlemi başlayan göçmenlerin önce Diyarbakır İli Fiskaya semtinde bulunan Diyarbakır Emniyeti’ne ait binada bekletildiklerini, akabinde geri gönderme işlemleri tamamlanıncaya kadar, Diyarbakır’da geri gönderme merkezi bulunmadığı için, Malatya, Osmaniye illerindeki geri gönderme merkezlerine gönderildiklerini ve burada tüm ihtiyaçlarının karşılandığı bilgisinin verildiğini de belirtti.

    Sayılarla Afgan göçmenler

    Baro, raporunda Göç İdaresinin istatistiklerine de yer verdi. Bu verilere göre 2014 yılından itibaren, son sekiz yılda Türkiye’de yakalanan Afgan uyruklu düzensiz göçmen sayısı 316 bin 293.

    Göç İdaresi’in internet sayfasında en güncel bilgilere göre Ocak ayı itibariyle Türkiye’de 49 bin düzensin göçmen yakalandı, sadece Haziran’da yakalananların sayısı 5641.

    Bu sayının 20 bin 66’sı Afgan uyruklular oluşturuyor. Onları 7 bin 733’ü Suriye, 2 bin 443’ü Pakistan, 1.738’i Özbekistan, 1.648’i Irak, 1.528 Bangladeş, 1.366 Türkmenistan, 1.225 İran, 938 Somali, 804 Filistin, 7624 kişi de farklı uyruklar izliyor.

  8. Hatice Kamer

    Diyarbakır

    Hatice Kamer

    Türkiye'de kuraklık 41 ilde etkili oldu. Mercimek, buğday ve arpa üretiminin en fazla yapıldığı Güneydoğu Anadolu'da, ekili hububat alanlarında kuraklık kaynaklı zarar oranı yüzde 70 ile 90 arasında değişiyor. Hatice Kamer, bölgedeki köylülerle zararın boyutlarını konuştu.

    Daha fazla bilgi
    next
  9. Diyarbakır'da anadilde eğitim talebiyle planlanan mitinge izin verilmedi

    Hatice Kamer

    BBC Türkçe, Diyarbakır

    Polis

    Kürt Dili ve Kültür Ağı tarafından Kürtçenin eğitim ve resmi dil olması talebiyle başlatılan imza kampanyası kapsamında bugün İstasyon Meydanı'nda gerçekleştirilmesi planlanan Diyarbakır mitingine izin verilmedi.

    Bunun üzerine aralarında HDP'li milletvekillerinin de olduğu kalabalık bir grup, Ofis Sanat Sokağı'nda basın açıklaması yapmak istedi.

    Polis, basın açıklamasına da izin vermedi ve buna engel olmak için grubu ablukaya aldı. Ablukaya karşı koymak isteyenlerle ile polis arasında zaman zaman gergin anlar yaşandı.

    HDP milletvekilleri ve Kürt Dil Ağı bileşenler yasaklamayı protesto etmek için kısa bir süre oturma eylemi yaptı. Eylemden sonra grup dağıldı.

    Kürt Dili ve Kültür Ağı bünyesinde bir araya gelen sivil toplum örgütleri, Kürtçenin resmi dil olması ve anadilde eğitim talebi için birkaç ay önce imza kampanyası başlattılar.

    İnternet üzerinden de devam eden bu kapmayada Kürt Dili ve Kültür Ağı, topladıkları imzaları TBMM'ye, Birleşmiş Milletler'e ve UNESCO'ya da göndermeyi planlıyorlar.

    Bu çalışmanın bir diğer adımı da Van, Cizre, Diyarbakır'da yapılmak istenen mitinglerdi.

    Hafta sonu Cizre ve Van'da yapılmak istenen mitingelere izin verilmedi.

  10. Diyarbakırlı müzisyenlerden destek talebi: Göz yumma, müzik susmasın

    Hatice Kamer

    BBC Türkçe, Diyarbakır

    açıklama

    Pandemi kısıtlamaları nedeniyle çalışamayan müzisyenler Diyarbakır'da bir basın açıklaması yaptı.

    Pandemi ile başlayan ekonomik sorunlarına dikkati çekmek ve çözüm bulunması için yetkililere seslenmek için bir araya gelen onlarca müzisyen, pandemi sürecinde birçok müzisyenin ekonomik sıkıntılar nedeniyle intihar ettiğini söyledi.

    Ses sanatçısı Engin Derya'nın yaptığı açıklamada Diyarbakırlı sanatçı ve müzisyenler adına yetkililere çağrı yapıldı ve normalleşme sürecine geçilen bu süreçte canlı müzik yapılan restoran, sanat mekanları ve küçük işletmenin uygulanansaat sıkıntısından nedeniyle işlevsiz kaldığı, on binlerce müzik emekçisin maddi güçlüklere terk edildiği belirtildi:

    “Yetkili merciler acilen eğlence sektörünü destekleyici yeni karar ve uygulamalarla sanata ve sanatçıya, tüm sanat çalışanlarına ve emekçilerine sahip çıkmalıdır. Göz yumma, müzik susmasın!”

    Sanatçılar açıklamadan sonra oturma eylemi yapmak istedi ama kolluk kuvvetleri “izin almadıkları” gerekçesiyle buna izin vermedi.