DERGİ - Otoriteye karşı durmak

boğaya karşı duran kız çocuğu

Çoğu insan, otoriteyi temsil eden kişilerin kendilerinden istediği davranışı sergiler. Bu davranışı benimsemese bile... Bunun nedeninin beyinle ilgili olduğu söyleniyor. Bilim insanları bu durumu değiştirme yollarını arıyor.

Zorlu bir durumda doğru olan şeyi yaptığımızı düşünürüz. Gerektiğinde patronumuza karşı çıkmak, birine karşı zorbalık uygulandığında karşısına dikilmek, yanlış olduğunu düşündüğümüz bir şeyi yapmayı reddetmek gibi… Tersi yönde baskı olsa bile, içten gelen bir ahlaki pusulanın bizi yönlendirdiğini düşünmek isteriz.

Oysa çoğu insan otoriteye karşı gelme konusunda pek de iyi değildir. Bunun nedenini ortaya koyan yeni araştırmalar, beynimizin bu zorlu durumlarla nasıl başa çıkmaya çalıştığını ortaya koyuyor.

Hollanda Nöroloji Enstitüsü'nden sosyal nörolog Emilie Caspar'ın yaptığı deneylerde, gönüllü denekler birbirine elektrik şoku uyguladı.

Telif hakkı Reuters
Image caption Şili'nin Santiago kentinde Pinochet darbesinin 43. yıldönümü nedeniyle yapılan protesto gösterisinde polise karşı duran genç kadın

Önce deneklerden 5-10 kuruş gibi cüzi bir para karşılığında bu şoku uygulamaları istendi. Bir deneğe, karşısındaki insana elektrik şoku uygulaması için 60 şans tanındığında bunların yarısında bunu yapmadıkları görüldü. Deneklerin yüzde 5-10'u ise bu 60 şansın hiçbirini kullanmak istemedi.

Daha sonra Caspar deneklerin başında durup şok uygulamalarını istediğinde ise daha önce bunu hiç yapmamış olanların da şok düğmesine bastığı görüldü.

Deneklerin beyin aktivitesini gösteren taramalarda, Caspar emir verir vermez bu aktivitede değişim görülüyordu. Beyin, yapılan bu eylemin sonuçlarını değerlendirme konusunda daha az beceri gösterir hale geliyordu. Çoğu denekte, eylemlerinin sorumluluğu konusundaki algının gevşediği görülmüştü.

Telif hakkı Getty Images
Image caption ABD'de 'Siyah Hayatlar Önemlidir' gösterilerinden birinde polise karşı duran kadın

"450'yi aşkın denek üzerinde çalıştım. Sadece üç tanesi emirlere uymayı reddetti. Peki bu insanların diğerlerinden farkı neydi?" diye soruyor Caspar.

Kısmi beyin hasarı geçirmiş hastalar üzerinde yapılan çalışmalar bu soruya da kısmi cevap veriyor. Beynin alın kısmındaki en dış bölümü hasar görmüş insanların genel ortalamaya kıyasla emirlere uymaya çok daha yatkın olduğu görülmüştü.

Amerikalı psikoloji doçenti Erik Asp'a göre, "Bu insanlar otoriteyi dinlemeye çok yatkınlık gösteriyor ve ondan şüphe duyma yetileri çok daha az gelişkin. Yani yetkili biri sizden bir başkasına zarar vermenizi istiyorsa bunu yapma ihtimaliniz daha yüksek."


Telif hakkı Getty Images
Image caption Otoriteye karşı durma bilimsel olduğu kadar felsefi bir sorun olarak da görülüyor.

Protesto merkezi

Peki beynin bu bölgesinde ne var ki otoriteye karşı çıkmamızda etkili oluyor?

Bunu yanıtlamak için inancın özelliği ve nörolojik temeline dair felsefi konulara girmek gerekiyor. Bu konuda bilimsel bir konsensüs olmasa da Spinoza modeli etkili görülüyor. Buna göre, yeni bir fikri veya bilgiyi anlamak için beynimizin bir an için bile olsa ona tamamen inanması gerekiyor.

O anın ardından bu yeni bilgiye şüphe veya itirazla yaklaşabilirsiniz. Yani o andan sonra dönüp şüphelenmeye başlarsınız.

Asp'a göre alın korteksi bölgesinde sorunu olan hastalarda bu ikinci aşamada sorun baş gösteriyor. Yani otorite sahibinin söylediğini ikinci kez düşünmek yerine, duyduklarını doğru ve gerçek olarak algılıyorlar.

Alın korteksi eğer otoriteyi sorgulama yeteneğinin merkezi ise sağlıklı insanlarda bu yetiyi güçlendirmenin bir yolu olabilir. Asp, bu bölgenin esnekliğe sahip olduğuna ve değişime uğrayabileceğine, eleştirel düşünmenin en iyi yollarından birinin eğitim olduğuna inanıyor.

Telif hakkı Reuters

'Davaya inanç'

Davranışları belirleyen ikinci bir etken de var. Chester Üniversitesi'nde psikolog Megan Birney, otorite sahibi kişinin bir şey yapmamızı istediğinde bunun bir davaya hizmet edeceği inancına sahip olduğumuzu söylüyor.

Birney, yaptığı bir deneyde, deneklerden ahlaki olarak yanlış olan bir şey yapmaları istendiğinde kaç kişinin itiraz ettiğini ölçmeye çalıştı. Deneklerin gösterilen fotoğraflardaki gruplara olumsuz bir tanım yüklemesi gerekiyordu. Başlangıçta gösterilen Naziler ve Ku Klux Klan gibi gruplar açısından bunu yapmak kolaydı. Ama ardından daha nötr grupların ve aile ve çocukların fotoğrafları gösterildi.

Bu tür zararsız insanlara negatif tanımlarda bulunmanın çoğu insan açısından duygusal olarak rahatsız edici bir durum olması öngörülüyordu ve çoğu deneyi bıraktı. Devam edenler ise önemli bir bilimsel araştırmaya katkıda bulundukları inancıyla sonuna kadar devam etmişti.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Amaç için her yol mubahtır anlayışıyla tarih boyunca otoriteye uymanın pekçok olumsuz örneği görüldü.

Deneyi yarıda bırakanlar daha sonra Birney ile irtibata geçip özür dilemiş, çalışmayı olumsuz etkilemediklerini umut ettiklerini belirtmiş, işbirliği yapmadıkları için suçluluk duymuşlardı.

"Böyle çatışmalı durumlarda kafanızda çelişkili sesler dolaşır. Bir yanınız onay verirken bir yanınız karşı çıkar. Hangisini daha doğru bulur, kişiliğinize uygun görürseniz o yönde hareket edersiniz," diyor Birney.

Kişiler kendilerini bir davaya ne kadar yakın hissediyorsa o zaman bu tehlikeli bir hal alabilir.

Mantıksal olarak, bir dönüm noktasına geldiğinizde yaptığınızın çok kötü bir şey olduğunu anlamanız beklenir. Ancak yaptığımız şeyin önemli ve değerli olduğuna inancımız güçlüyse, yani onun için her şeyi mubah görüyorsak bu nokta belirsizleşebilir ya da hiç ortaya çıkmayabilir.

Otoriteye karşı gelmenin cesaret, özgüven veya inatla ilgisi yoktur. Burada beyinde gerçekleşen işlemler ve bunların gerçekleştiği bölgeler kendisini göstermeye başlar. Tutumlarımızda çekeceğimiz sınırları belirlemede, bir davaya ne kadar bağlı olduğumuz etkeni önemli rol oynar.

Telif hakkı Getty Images
Image caption Amerikan askerleri 1968'de Vietnam'da birçok sivilin ölümüne yol açan My Lai katliamını yaptı. Bu tür örnekler, çoğu insanın, emri yerine getirirken doğacak kötü sonuçları değerlendiremediğini gösteriyor.

Bu karmaşıklığı göz önünde bulundurduğumuzda, kişinin otoriteye riayet etmeme konusunda kendisini eğitmesi oldukça zor görünüyor. Ancak Caspar böyle bir eğitim programı üzerinde çalışıyor.

"İnsanların direnmesini sağlamayı hedefliyorum. Orduda bile, askerlerin emirlere uyma zorunluluğu olduğu halde, yasal veya ahlaki olmayan emirleri reddetme hakları var. Önemli olan, emirleri yerine getirdikleri için sorumluluk duymayan insanların sorumlulukları konusunda daha fazla düşünmelerini sağlamak" diyor Caspar.

"İnsanların bu tür durumlarda daha fazla sorumluluk hissetmesini sağlayacak şekilde eğitilmesinin yollarını bulmak gerekiyor."

İlgili Konular